19 Mart 2017 Pazar

Hepiniz Kendini Akıllı Sanan Delilersiniz

Masamın başındayım son okuduğum Zeki Bulduk’un Müstesna Deliler Albümü kitabı. Kitap bildiğimiz bizim deli diye sıfatlandırdığımız, kendi yaşadığımız memleketimizde mahallemizde semtimizde sıkça karşılaştığımız önünü arkasını bilmeden deli diye yaftaladığımız insanların bir kısmını anlatıyor. Sahi kim akıllı kim deli bilebiliyor muyuz? Kafamıza göre bize uymayan bizim gibi olmayan bize göre mantıklı ve akıllıca davranmayana deli sıfatını yakıştırıyoruz.
Delilik, bizim gibi olmayan mı? Yoksa herkes gibi olmaya çalışan mı? Sorunun cevabı yok demi. Delilik kavramı bize bizden olmayan bizim gibi davranmayan insanlara yapıştırılan yafta. Oysa şöyle bir baktığımız zaman deliren insanların bu hayata uyum sağlamayan, bu hayatın yalanlarına, anlamsızlığa, ihanetine, sahteliğine, her türlü iğrençliğine ve pisliğine ayak uyduramamış ve buna güç yetirememiş insanların olduklarını görüyoruz.


Demek ki biz bu şeylere o kadar alışmışız, o kadar uyumlu bir hal almışız ki, bunlarla yaşadığımız ve bunlara güç yetirdiğimiz için akıllı olduğumuzu zannediyoruz. Aşkına sadık olduğu için çöllere düşeneMecnun, aklını kullanıp aşkını dillere düşürene akıllı diyoruz. Aşkı akılla bağdaştırıp, delinin aşktan anlamadığını sanıyoruz. ‘’Aşk, delirmek için yeterli sebeptir’’ oysa. Hepimiz birer deliyiz aslında fakat akıllı olduğumuzu sanıyoruz. Onlar ise akıllı fakat deli olduklarını sanıyoruz. Hepimiz bir şeyler için deliriyoruz. Kimi aşkı için, kimi yeni telefonu, kimi yeni arabası, kimi yeni elbisesi için deliriyor. Biraz durun ve şahit olun, bunlar için akıldan yoksunmuş gibi davranmıyorlar mı? Peki siz hangisi için deliriyorsunuz veyahut kimin için. Bu dünyada herkesi dellendiren bir şey var.
‘’Şeytanı dellendiren insan, erkeği dellendiren kadın, kadını dellendiren çocuk, çocuğu dellendiren oyuncak… Burası dünya!’’.
Siz kimin için ne için deliriyorsunuz bilmem ama burası dünya, kendini akıllı zannedenlerin deli, deli sandıklarımızın da akıllı oldukları yer!
Bu dünya kaybedenlerin dünyası, henüz hiçbir şeyinizi kaybetmediyseniz akıllı olduğunuzu düşünebilirsiniz. ‘’Birilerinin aklını kaybettiği, birilerinin kendini kaybettiği, birilerinin onurunu, namusunu, cesaretini, arkadaşını, dostunu kaybettiği şu koca dünyada kelimelerimi kaybediyorum…’’

Kafamda deliler dolaşıyor:
Birbirlerini su birikintilerine itiyorlar, dillerinin ucuyla parmaklarını yalayarak koşuşuyorlar. Eşya insana inatçı bir direniş gösterdiği zaman hep birlikte üstüme çullanıyorlar: Delice bir şey yap! diye bağırıyorlar vızıltılı seslerle.


Albayımın yanındayım. Siz adamı deli edersiniz.

3 Şubat 2017 Cuma

Yavuz Bülent Bakiler - Gözlerin İstanbul Oluyor Birden


Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik, 
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden. 
Martılar konuyor omuzlarıma, 
Gözlerin İstanbul oluyor birden.
Akşamlardan, gecelerden, senden uzağım 
Şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen 
Durgun sular gibi azalacağım 
Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen.
Şarkılarla geleceksin, duygulu, ince 
Yalnız gözlerime bak diyeceksin. 
Ellerim usulca ellerine değince 
Kaybolup gideceksin
Bir elim seni çizecek bütün pencerelere 
Bir elim seni silecek. 
Kalbim: Ebemkuşağı; günde bin kere 
Senin için yeni baştan can kesilecek.
Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde 
Sonra seni kaybetmek hemen her yerde 
Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak 
Yapayalnız kalmak iskelelerde.
Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik, 
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden. 
Martılar konuyor omuzlarıma, 
Gözlerin İstanbul oluyor birden.

Yavuz Bülent Bakiler

2 Aralık 2016 Cuma

Ömer Lütfü Mete - Gülce (Ahmet Culum)


Uçurumun kenarındayım Hızır 
Ulu dilber kalesinin burcunda 
Muhteşem belaya nazır 
Topuklarım boşluğun avucunda 
Derin yar adımı çağırır 
Dikildim parmaklarımın ucunda 
Bir gamzelik rüzgâr yetecek 
Ha itti beni, ha itecek 
Uçurumun kenarındayım Hızır 
Civan hazır 
Divan hazır 
Ferman hazır 
Kurban hazır 

Uçurumun kenarındayım Hızır 
Güzelliğin zulme çaldığı sınır 
Başım döner, beynim bulanır 
El etmez 
Gel etmez 
Gülce'm uzaktan dolanır 
Uçurumun kenarındayım Hızır 
Gülce bir davet 
Mecaz değil 
Maraz değil 
Gülce bir afet 
Peri değil 
Huri değil 
Gülce beyaz sihir 
Gülce ölümcül naz 
Buram buram zehir 
Yar yüzünde infaz 

Bir gamzelik rüzgâr yetecek 
Ha itti beni, ha itecek 
Güzelliğin zulme çaldığı sınır 
Uçurumun kenarındayım Hızır 
Ben fakir 
En hakir 
Bin taksir 
Ateşten 
Kalleşten 
Mızrakla gürzden 
Dabbetülarz'dan 
Deccal’dan, yedi düvelden 
Korku nedir bilmeyen ben 
Tir tir titriyorum Gülce’den 
Ödüm patlıyor Gülce’ye bakmaktan 
Nutkum tutuluyor, ürperiyorum 
Saniyeler gözlerimde birer can 
Her saniyede bir can veriyorum 

 Ömer Lütfi Mete / 1981