31 Mart 2014 Pazartesi

Odun Gibi Söz

Hayır, hayal ile yoktur benim alış verişim
İnan her ne demişsem görüp de söylemişim
Şudur benim cihanda en beğendiğim meslek

Sözüm odun gibi olsun hakikat olsun tek.



Şu insanları anlamak gerçekten zor, bilmeden konuşmayı, haberdar olmadan bilgi vermeyi seven insan, çok bu dünyada. Hayal ile yaşayarak gerçekleri görmeyişleri, okumadan, öğrenmeden her duyduklarına inanışları, araştırma yapmadan duydukları her şeyi kabullenmeleri, aslında ne kadar da aciz olduklarının kanıtını ortaya seriyor. Mazlumu hor görüp zalimi kucaklayanlar elbette bir gün mazlum rolünü üstlenecekler. O zaman mazlumun neler çektiğini görecekler.  Ama her ne olursa olsun zulmü yapana yaranmak için Hakk’tan ayrılma yolunu tercih etmeyeceğiz, doğruluğu her daim savunacak ve asla yanlışı yapanın yanında olmayacağız. Hakikati konuşup ve hakikati anlatan her iğneleyici sözü dilden düşürmeyeceğiz. Akif’in dediği gibi; ‘’Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek’’ desturuyla yolumuzu çizeceğiz. Hakikatten başka şey konuşmakta bize, Asım’ın nesline yakışmaz zaten.
Biz ne görürsek onu söyleriz. Hayal ile hiçbir irtibatımız olmaz. Okumak, öğrenmek ve öğretmekten başka hiçbir şeye mutabık da değiliz.

24 Mart 2014 Pazartesi

Seversen Anlarsın

Önce bulutlara ve güneşe bakacaksın, sonra yalnızlığa düşen gölgelere ve tertemiz atmosfere…       
Gözlerin ve düşüncelerinle mutluluğu hayal ederek şekilleneceksin. Bitip tükenmeyecek aşklar arayacaksın çaresizce. Her kaybedişin ardından, yeniden saklansan da yalnızlıkların arkasına, bir türlü düşüncelerinden vazgeçemeyeceksin. Gözlerin hep birinin yolunu bekleyecek ama hiçbir zaman o biri gelmeyecek. Sonra durup durup kendini suçlayacak, bütün hataları kendinde bulacaksın. Gözyaşlarının bir değeri olmayacak belki de, belki de kimse derdini anlamayacak, hiç kimse yaralarını saramayacak…                


Ne yapacağım, ne yapmalıyım diye günlerce düşüneceksin ama ne yapman gerektiğini bir türlü bulamayacaksın. Her zaman birilerine akıl danışacak ama kimsenin aklı, senin düşüncelerini değiştirmeni sağlamayacak. Yalnız kalmak isteyeceksin, tek başına bir yerlere kapanıp bir an önce yatıp uyuyarak her şeyi unutmak isteyeceksin ama gözüne bir gram uyku girmeyecek. Sırt üstü durup, yattığın yerden gözünü boş tavana dikip, yaşadığın veya yaşayacağın güzel günleri kurgulayacaksın zihninde.



Bazen aptalca sırıtacak, bazen de gözyaşlarını tutamayacaksın. Belki de bir aşk şarkısı çalacaksın daha güzel hayaller kurmak için. Sonra yattığın yerden doğrulup sana verdiği hediyelere bakacak, sana yazdığı yazıları okuyacaksın, beraber geçirdiğiniz güzel günlerin resimlerine bakacaksın. Gözlerin hafif hafif buğulanmaya başlayacak, gözbebeklerin büyüyecek, göz çukurlarında damlalar birikip akmaya başlayacak. O damlalar birer birer dökülürken gözlerinden, sen aklından her zaman bir tek kendinin üzüldüğünü, acı çektiğini düşünecek ve onun da acı çektiğine inanmak istemeyeceksin. Belki bütün olanlara isyan edecek, kendi kendine kızacaksın. Belki de hata yaptığını düşünüp ‘’ özür dilerim’’ diye bir mesaj bırakacaksın ama mesajlarının hiçbir zaman cevabı gelmeyecek. Yaptığın hiçbir şey fayda vermeyecek. Bu yüzden ağzından hiç çıkmamış sözler söyleyeceksin, sinirinden ağlayacaksın. Bir süre sonra onu unutmak için zihnini başka şeylerle meşgul etmeye çalışacaksın ama aslında zihninin ondan başka bir şeyle meşgul olamayacağını anlayacaksın. Onunla son kez konuşmak için kendi kendince karar verip yola çıkacaksın, her gün geçtiği yolda durup gelmesini bekleyeceksin.






Gözlerin artık uzakları net görmeye başlayacak, belki birkaç kilometre uzağı bile göreceksin. Onun geldiğini 
gördüğün zaman kalbin hızla çarpmaya başlayacak, attığı her adım kalbinde bir sarsıntıya yol açacak. Sonra yavaşça arkasından yaklaşıp ‘’ merhaba’’ diyeceksin ama o belki sana olan kızgınlığından ya da hiç bilmediğin bir sebepten dönüp bakmayacak yüzüne. Sadece mırıldanarak ‘’ niye geldin?’’ diye soracak. Sen ise kendini anlatmaya çalışacak, ‘’hata yaptıysam affet ne olur.’’ diye dil dökeceksin. Fakat o tek bir kelime dahi etmeden yürüyecek ve yanından uzaklaşacak. Arkasına bile dönüp bakmadan hızlı hızlı adımlarla ilerleyecek sen ise arkasından uzun uzun bakacaksın gözden kaybolana dek. Sonra sende yavaş yavaş ve düşünceli adımlarla oradan ayrılacaksın. Belki gözlerin dolacak belki de hiç üzülemeyeceksin. Belki yıllar sonra kader tekrar sizi buluşturacak belki de yıllar sonra başka birinin elini tutarken göreceksin. Ama her ne olursa olsun belki mutlu olduğu için sevinecek belki de seninle olmadığı için acı çekeceksin. Ve yıllar sonra bunları hiç yaşamayan bir dostun ‘’ neden bu kadar acı çekiyorsun’’ diye sorduğunda kendini biraz toparlayıp, kısacık bir iç çekişten sonra dilinden bir tek cümle dökülecek. ‘’ Gerçekten seversen anlarsın.’’ Diyebileceksin ‘’SEVERSEN ANLARSIN’’ …..

AHMET CULUM

17 Mart 2014 Pazartesi

Tut Yüreğimden Ustam

Ustam!
Aklım firarda.
Gözbebeklerimde müebbet hüzün,
Dilimde ay kesiği bir yara,
Düşüm kırık dökük,
Umudumun boynu bükük,
Bir öksüzün omuzlarında sükut.
Yüreğim sana emanet sıkı tut.
Tut ki; kancık pusulara düşmesin.
Bir hain kurşunu gelip deşmesin...

Ustam!
Ne zaman o senin bildiğin zaman,
Ne sevda gördüğün masallardaki.
Eskiden,
Halı tezgahında dokunurdu aşklar,
Nakış nakış, körpe kız ellerinde.
Mendillere yazılırdı isimler,
Yüreklere kazılırdı gizlice.
Sevdalılar asil ve de yürekli
Sevdalar, kavgalar iki kişilik.
Oysa şimdi;
Çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde.
Meşru sevdalardan,
Gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara,
Günahkar gecelerden...

Beni herkes sevdaya asi sanır,
Oysa aşk, beni nerde görse tanır,
Hasret tanır,
Zulüm tanır,
Ölüm tanır,
Yüzüm yüzümden utanır....

Yorgunum ustam;
Ne katıksız somun isterim senden,
Ne bir tas su,
Ne taş yastıkta bir gece uykusu.
Var gücünle asıl sükunetime,
Çığlığım kopsun,
Uzat ellerini güneşe dokun,
Uyandır uykusundan,
Tut yüreğimden ustam tut,
Tut beni, sür güne...

4 Mart 2014 Salı

Bitti (Şiir)


BİTTİ
Tanıklık bitti, sanıklık bitti, yarınlık bitti
Bitti bugünlük ne varsa
Yalnızlığa iten aşklarda bitti
Ve bitecek bir gün insanlar
Yokluğun o masum yüzünü hissederek

Var olduklarını sandıklarını,
Bu dünyaya veda ettiklerinde anlayacaklar
Var olmayı ve yok olmayı
Kızgın ateşlerde tadacaklar varlığı
Tenleri yavaş yavaş kaynarken anlayacaklar
Varlığı, varlığın anlamını yokluğu, yokluğun anlamını

Evet bitti, bitti bugünlük ne varsa
Her gün masumca tebessüm eden güneşte bitti
Birbirine tebessüm eden, birbirini seven insanlarda,
O anlamsız duygularda, o yalancı dostlarda
Evet bitti, bitti bugüne ait ne varsa

Ahmet Culum ‘’Kitabdar’’


HOIOUOUI




1 Mart 2014 Cumartesi

Neden Yazıyorum

Yazmayı ve yazarak düşünmeyi çok seviyorum. Aslında beni yazmaya iten en büyük sebep duygularımı birilerine anlatmaktan kaçınmaktan kaynaklanıyor.İşte bu yüzden kağıt ve kalem benim en büyük dostum ve arkadaşım oluyor.Yazarak anlattıklarımı konuşarak anlatamasam da anlatmayı ve tartışmayı da çok seviyorum. Beni yazmaya iten sebeplerden biri de okuduğum kitapların etkisine girmem. En son ''Anne Frank'ın Hatıra Defteri'' adlı kitabı okuduğumda aklımdan şunları geçirdim: Demek ki bazen anılarımız, hatıralarımız veya yazdıklarımız tarihe geçebiliyor ve tarihe tanıklık edebiliyor. İşte bende bu yüzden o kitabı okuduktan sonra giderek artan bir istekle aralıksız olarak defterlerime bir şeyler yazmaya başladım, size de şiddetle tavsiye ederim.Aradan uzun bir zaman geçip de yazdığını o eski yazıları şöyle bir okuduğunuz da nasıl zevk duyacağınız anlatamam.
Bazen mutluyken yada mutsuzken yazdığınız o eski yazılar sizi nasıl bir düşünceye ve mutluluğa boğuyor anlatamam. Ben elimden geldiğince bir şeyler yazmaya çaba gösteriyorum ve bazen inanılmaz derece güzel şeyler yazdığımı da görüyorum. Son olarak şunları da söyleyeyim kendinizi yazılara dökün birilerine kendinizi zorla anlatmak yerine rahatça anlatacağınız o güzel kağıtlara anlatın anlatacağınızı, göreceksiniz ki bir gün farkında olmadan iyi ve güzel cümleler kuracaksınız. Eğer bir şeyleri hatırlamak ve o duyguları tekrar tatmak istiyorsanız yazmaya şimdiden başlayın. Ne demişler: Söz Uçar, yazı kalır.


Umut Etmek

Bazen ummadığın zamanda ummadığın şeyler çıkar karşına işte o ummadığın şeyler hayatına bir anda yön vermeye başlar. Bir anda kendi varlığından soyutlanır, başka bir aleme yolculuğa çıkarsın. Her şeyden vazgeçmiş bir durumdayken birden hayata sarılır, güzelliği ve doğruluğu aramaya başlarsın. Aslında o zamana kadar düşüncelerin böyle değildir. Önceleri bütün haksızlıkların, bütün kötülüklerin sana yapıldığını düşünürken, her şeyden yılmak isterken, bir umut ışığı yakılıverir ve her şeyi o umuda bağlayıp yolunu çizmek istersin. Aslında hepimiz böyle değil miyiz, hepimizin bir umudu yok mudur? Her gün her saat bu umutla yaşamaya çalışmaz mıyız? Hayatımıza yön verirken, yeni bir şeylere adım atarken umudumuzun etkisinin olduğunu söylememiz gerekir. Bazen bir aşk, bazen bir tutku, bazen bir ideal, hayatımızı şekillendirmeye yöneltir. O yüzden denilmez mi ki ‘’umudunu kaybeden insan, her şeyini kaybeder’’.

Kararsız Gelecek

Bazen her şey gözümde anlamsızlaşıyor anlamını yitiriyor. Bir değer biçmekte zorlanıyorum ve nedense çoğu zaman insanlardan kaçıyorum. Çünkü anlamsız şakalar ve yersiz konuşmalar beni sıkıyor, sanki boğazıma bir ip bağlanmış ve geriliyor yavaş yavaş, nefes alamıyorum. Nedendir bilmiyorum ama insanların bu yersiz konuşmaları benim moralimi alt üst ediyor. Kaçmaya çalışıyorum onlardan ya da kendimden bilemiyorum. Ama yalnız kalmayı ve bir şeyler düşünerek hayal kurarak zamanımı geçirmeyi daha çok seviyorum. Kapandığım o sessiz odamda yalnız başıma düşüncelerime yön vererek dalarken uykuya, kararan umutlarımın gölgesinde uyanıyorum her güne ve her güne kaybetme korkusuyla başlıyorum. Sonra korkularımla yüzleşecek kadar cesur olmadığımı fark ediyorum ve kendimden utanıyorum. Hani her zaman insanlar birilerine öğüt verir ya ve onların iyi olacaklarını hep dile getirirler de bir türlü kendisini iyi edemez. Aynen o durum benimki de. Yani anlayacağınız ‘’terzi kendi söküğü dikemez’’ misali. Birilerine umut olarak yaşarsınız ya da motive ederek kendinizi iyi hissedersiniz ya, bende de öyle bir şey var sanırım.


Bu tek bende mi böyle yoksa sizde de oluyor mu?