26 Nisan 2014 Cumartesi

Bir Beyitten Ne Anladık

Ağlasa âşık belâyı hecr ile nâlân olup
Gözlerinde akan anın yaş yerine kan olup.

(Aşık ayrılık belasıyla inleyerek ağlasa ve onun gözlerinden akan yaş yerine kan olsa bu ona revadır).

Ne güzel diyor şair değil mi? Şu zamanlarda gözyaşların değerini anlamayan âşıklara, ne güzel bir gönderme yapıyor. Acaba maşuk, aşığın gözyaşına dayanabiliyor mu peki? Bence artık aldırış bile etmiyorlar, çünkü dökülen gözyaşlarının önemi de kalmış değil artık. Herkes aşkı tatmanın verdiği zorlukları ve yükümlülükleri üzerinden atmak için can atıyor. Kimse o kadar da umursamıyor sevgilinin gidişini, nasıl olsa yerini başka biri alır gibisinden sözlerle kendilerini avutup yollarına devam ediyorlar. Oysa aşkı bu kadar basitleştiren insanlar, bir de kalkıp âşık olduğunu söylüyorlar. O kadar basit bir durum haline gelmiş ki aşk, dilden dile dolaşıyor ama kimse anlamına önem vermek istemiyor. Çok tanımı yapılıyor aşkın ama, kimse aslında ne olduğunu anlamak istemiyor. Bende buradan tanım olmasa da aşktan anladığımı aktarayım:  Aşk, tek hece üç harf, gönüllerin söndürülemeyen tek yangını, sevgilinin özlemiyle bir ömrü feda etmeyi göze almaktır. Aşk, Mevlana’nın Şems’e bağlılığı, Mecnun’un Leyla’ya olan tutkusu, Züleyha’nın Yusuf’un uğrunda âma olmasıdır. Aşk en sevgiliye duyulan özlemi, sevgiliye olan bağlılığı, tutkuyu, özlemi, hazzı derece derece artırarak sevgiliye kavuşmanın hayaliyle yaşamaktır. Evet, benimde aşktan anladığım bunun gibi şeyler ve daha buraya yazamayıp da hayatımda uyguladığım bir çok şey de dahil…
Siz aşk dediğinizde ne anlıyorsunuz bilmiyorum ama, bugün birbirine aşık olan insanların aşktan ne anladığı apaçık ortada. Aşk dediğimiz şey bu zamanlarda nefsani duygulardan öteye gitmiyor maalesef. İskender Pala’nın şu sözü çok hoşuma gider. ‘’Sevgiliye hiç dokunmamak ve kalbini kalplerin gerçek sahibi olan Allah’a  teslim edip aşkı öylece tatmak.’’ Bu söz ne kadar da güzel bir şekilde anlatıyor her şeyi. Peki şimdi kaçımız böyleyiz, kaçımız gerçek aşkın peşindeyiz.
Kaçımız sevdiğimize dokunmadan, kalbimizi kalplerin gerçek sahibi olan Allah’a teslim edip aşkı öyle tadıyoruz acaba. Gözyaşlarımız ne için akıyor, niçin acı çekiyoruz, diye dönüp hiç sorduk mu kendimize?
Zamanla biten o aşk dediğimiz yalan olan sevgilerin bitmesinin sebebini hiç kendimize sorduk mu?

Sormaya başlarsınız iyi olur bence …. Selametle.

25 Nisan 2014 Cuma

Anlam Bulmak

Zaman gelir yokluk içinde varlığı yaşarsın, zaman gelir varlık içinde yokluğu yaşarsın.  Kimi zaman hayallerle yaşarsın, kimi zaman ise gerçeklerle savaşırsın. Aslında bütün yaşantımızda bunlardan ibaret değil mi zaten? Önce bir şeylerin hayalini kurar, sonra onun gerçekleşmesi için elimizden ne gelirse yaparız. Bazen ulaşırız ulaşmak istediklerimize, bazen ise ulaşamayız ve büyük bir hayal kırıklığına saplanırız.  Davranışlarımız istemsizce değişmeye başlar, kaybetmek o kadar zorumuza gider ki ağır gelir ve altında eziliriz.  Kazanmaya o kadar alışkın olmuşuz ki kaybetmeye tahammül edemiyoruz. Bir de aslında neyi kaybediyoruz ve neyi kaybetmeye tahammül edemiyoruz? Bunu da bir gözden geçirmemiz gerek.  

Birini severken ne için sevdiğimizi neden onunla vakit geçirdiğimizi bir sorgulamamız gerekmez mi?Kafamızda kurguladığımız o kısa yaşamın kazanmak ve kaybetmek arasında sıkışıp kalmasına engel olmak gerek. Yaptığımız bir şeyi veya bir işi kazanmak ya da kaybetmek için değil de bir anlam dairesi içinde yapmamız bir anlam yüklememiz gerekmez mi? Nitekim anlamsız olan her şeyin bir gün bir kenara atılacağını ve unutulacağını unutmamamız gerek. Her şeyde böyledir aslında. Aşklarda, sınavlarda, arkadaşlıklarda, dostluklarda, evliliklerde, inançlarımızda vb. daha birçok şey sayabiliriz. Bunların hepsi de bir anlamı olmadığı zaman ne yazık ki bir zaman sonra yok oluyor, hatta bir daha akıllara bile gelmiyor. Her şeyin bir anlam dahilinde olduğunu unutmamız, bizlerin hayatımıza bir değer katacağını bir önem yükleyeceğini düşünebiliriz. 

Yaşantılarımızı yeniden gözden geçirmek gerektiğini düşünüyorum. Mesela niçin savaş veriyoruz? Neden seviyoruz? Neden ibadet ediyoruz veya neden etmiyoruz? Niçin hep bir kavga içindeyiz? Kimin için çalışıyoruz? Bu soruların hepsini veya daha fazlasını kendimize bir bir sormamız lazım… Anlamını aramalıyız her şeyin çünkü çok iyi biliyoruz ki anlamı olmayan her şey unutulmaya mahkumdur. Hayatımızın tamamına bir anlam yüklemeliyiz ki yaşamamızın da bir anlamı ve amacı olsun.