15 Kasım 2014 Cumartesi

Yeni Bir Şiir - Nar Çiçekleri

Yeniden merhabalar sevgili okuyucu bugün yeni seslendirdiğim bir şiirle karşınızdayım.
Çok severek okuduğum ve gayet anlamlı bulduğum bu şiiri paylaşmak istedim. Umarım sizler de beğenirsiniz. Olumlu veya olumsuz okuyuşum ile ilgili yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen...



Nar Çiçekleri 
 “Varlığının hayali bile telaşa düşürürken yüreğimi
 Bir şiire nasıl sığdıracağım güzelliğini…”

 Hangi benzetmenin gücü yeter
 İçime düşen varlığının anlamını taşımaya.
 Ezilir ardında ne varsa
 Anlamsızlaşır adının geçmediği cümle
 Ve bitmez hiçbir şiir
 Yarım kalır
 Sen bana gülümsedikçe…

 Sana baktıkça
 Gamzelerinde ansız açan
 Nar çiçeklerine benziyor yüzüm.
 Sen gökyüzümü süsleyen ay
 Ben kalbine düşmeyi bekleyen yıldız
 Sen teninde şiirler büyüten aşk
 Ben uyanmaktan korkan düşüm…

 Düşlerimin gerçeği gözlerin,
 Gözlerin yarım kalan yanım
 Sen tamamlandığım.
 Diğer yarım…

 “Ah sevgili seni düşündükçe
 Seni bende sevgili yapan “ânı” tutup alnından öpesim geliyor…”
 Leylâ Usta

6 Kasım 2014 Perşembe

Bir Dergi Arayışı (KafkaOkur)

Kafka Okur dergisinin 2. sayısının çıktığı haberini alınca hemen ertesi gün almak için bulunduğum şehirdeki kitap mağazasına koştum. Büyük bir heyecanla hemen dergi reyonlarının olduğu tarafa yöneldim. Sanki benden önce biri gelip hepsini toplayacak düşüncesine kapılmıştım. Koşar adım ilerledim reyonun önüne geldim. Hızlı bir şekilde bütün rafları tek tek taradım.Hayır! olamaz yoktu, bulamıyordum. Bütün dergiler oradaydı ama benim dergim yoktu. Belki gözümden kaçmıştır, diyerek tekrardan göz gezdirdim. Ama yine bulamamıştım. Büyük bir hayal kırıklığına uğradım. O kadar yol tepmiştim o dergiyi almak için...
Yine bir ümitle sordum kasiyerde ki kıza:
-Af edersiniz Kafka Okur dergisinin yeni sayısı geldi mi acaba?
O da arkadaki erkek arkadaşa dönerek
-Mert Kafka Okur dergisinin yeni sayısı geldi mi?
-Hayır, yok dedi. Mert
Neyse ki imdadıma dergilere bakan arkadaş yetişti.
-Evet, buyrun ben yardımcı olayım dedi.
-Kafka Okur dergisinin yeni sayısı geldi mi?
Biraz düşündü ve, ''Evet gelmişti bir dakika'' dedi ve kasanın altından yeni sayıyı çıkardı.
Büyük bir heyecanla elinden hızlıca çekip aldım. ''Evet bu'' dedim, kısık sesle.
Sonra içini biraz kurcaladım. Göz gezdirdim ve satın aldım. Dışarı çıkarken içinde neler var, neler yok diye bir göz attım. Bazı dikkatimi çeken yerleri yürürken okudum. Şimdi gelelim Kafka Okur dergisinde nelerin bulunduğuna...
Çok genç yazarlara sahip olan bu derginin benim tamamen ilgimi çekmesinin sebeplerinden biri budur. Aynı zamanda da Kafka'nın kitaplarını çok sevmemden kaynaklanıyor. Neyse, ne diyordum. Dergi de neler var.

Öncelikle kapak tasarımları bana çok güzel geliyor.
Sanırım Kafka'nın Milena'ya Mektuplar adlı kitabından esinlenerek Milena'nın temsili bir çizimi yapılmış. Bence çok muhteşem olmuş. Tasarımcılar Sernur Işık ve Ceren Demiral'a başarılar diliyorum.
İçindekiler bölümüne gelecek olursak. Virgiana Woolf'a Dair başlıklı bir yazı var. Burada Virgiana Woolf bize tanıtılmış. Woolf özellikle kızlar için çok dikkat çeken bir yazar. Bunun temel sebebi Woolf'un feminist bir yazar olmasından kaynaklanıyor.Bu sayıda daha çok Woolf'tan ve onun kitaplarından bahsedilmiş.
Özellikle Kitaplarından alınan şu cümleler çok hoşuma gitti...


 Daha içinde neler mi var? Cemal Süreyya'nın Üvercinka şiiri, birbirinden güzel öyküler,şiirler, makaleler ve denemeler...
He birde unutmadan Cemil Meriç üzerine bir yazı kaleme alınmış....
Ben beğenerek okudum, umarım sizde beğenir ve okursunuz.

4 Kasım 2014 Salı

Film - 1 Zihin Okuyucu (Anna)

Dün izlediğim bir filmdi. Adı zihin okuyucu Mark Strong, Taissa Farmiga, Brian Cox'un rol aldığı film müthiş bir kurgu üzerinden yürütülüyor.
Gelecekte geçen filmde özel yeteneğe sahip olan dedektifler istediklerinde bazı insanları hafızalarına girerek iz sürebilmektedirler. Bu dedektifler o kadar iyi zihin okuyuculardır ki işlenmemiş cinayet ve işkence suçlarını daha önceden tespit ederek müdahale edebilmektedirler. Karısının ölümüyle birlikte insanlardan uzaklaşan John'a tanıdığı bir arkadaşı tarafından bir görev verilir. Bu görev genç bir kızın zihnine girerek onun yemek yemesini sağlamaktır. Çünkü genç kız yaşadığı şok sonrasında yeme ve içmeden kesilirken ardında barındırdığı sırlarda bulunmaktadır. Ama genç kız johndan daha zeki çıkacaktır. Ve hiç bilmedik olaylar yaşanacaktır. 

Anılara doğru uzun bir yolculuğa hazır olun, anılar bir insanı nasıl etkisi altına alabilir veanılar insanı özgürleştirebilir mi? Bütün bu soruların cevabını filmde bulacaksınız.

''Anılarla İlgili komik olan şey tam olarak güvenilmez olmalarıdır. Ama yine de sonunda elinizde kalan tek gerçek odur. Ne kadar acı verici olsa da gerçekleri görmek zorundasınızdır. Çünkü bazen sizi kurtarabilecek tek şey odur. Sizi özgür bırakabilecek tek şey odur.'' 

2 Kasım 2014 Pazar

Bitmeyen Ayrılıklar

Evet, hepimiz hayatımızda güzel şeyler olsun istiyoruz. Ama gelin görün ki gerçekler acı veriyor. Çoğu zaman durup durup düşünüyorum. Herhalde herkeste bu sıkıntı var ve pek tabi bilirsiniz ki sıkıntı olan şey aşk ilişkileri... Gördüğüm bütün insanlarda bu dert var sanırım. Daha üniversiteye yeni başlayan her insan, hemen bir sevgili yapma peşinde ve nedense her nasıl oluyorsa herkes kusursuz bir aşkın peşinde. Daha başlangıçtan yanlış olan bir duygunun körlüğünde sanki sadece boş kalmamak için insanların bir arayış peşinde olduğunu görüyorum. Aslında görülen ve gerçekte istenilen arasında büyük bir fark var. Kendimce düşünüyorum, bir insan birini mutlu olmak için severken neden hep mutsuzdur. Bunu anlamak zor değil ama anlamamak isteyen o kadar insanımız var ki. Çoğu arkadaşım güzel şeyler yaşamak hatta ömür boyunca seveceği birini buluyor hatta onunla ömür boyu mutlu olacağını düşünüyor. Ama her nasıl oluyorsa bir gün mutlu, on gün küs bir şekilde mutlu olmaya çalışıyorlar. Sonra dönüp dönüp kendi kendilerine nerede hata yaptım diye soru sormaya başlıyorlar.
Anlamıyorum, belki de anlamak istemiyorum ama insan hep kendine daha çok acı verenin peşinden gitmeyi neden tercih eder merak ediyorum. Yaralanmak ve yaralı halde de olsa yaralayanı düşünmekten vazgeçmemek nasıl bir duygu, bir anlam verebiliyor musunuz?

Bir anlam bulacağınızı zannetmiyorum, çünkü hepimiz aslında böyleyiz ne kadar acı çeksek de aynı acının iplerinde sallanmaya devam ediyoruz. ''Acı aşkı olgunlaştırır.'' diye bir şey duymuştum. Bunun ne kadar doğru olduğunu düşündüm kendimce sonra bir kaç kez tanık olduğum arkadaşlarımın sevda ilişkilerinde acının aşkı olgunlaştırdığını değil tam tersine ayrılığa sürüklediğini gördüm. Ha bide Atilla İlhan'ın bir şiiri vardı. ''Ayrılıklar sevdaya dahil'' diye.

 Hani diyor ya Atilla İlhan;

sanmıştık ki ikimiz  
yeryüzünde ancak 
birbirimiz için varız 
ikimiz sanmıştık ki 
tek kişilik bir yalnızlığa bile 
rahatça sığarız.
hiç yanılmamışız 
her an düşüp düşüp 
kristal bir bardak gibi 
tuz parça kırılsak da 
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı 
hâlâ kıpkızıl gülümseyen 
-sanki ateşten bir tebessüm- 
zehir zemberek aşkımız


Gerçekten güzel bir tespit evet ayrılıklar sevdaya dahil ve bence acılar aşkı değil, ayrılıklar insanı olgunlaştırıyor. Daha iyi anlamaya başlıyorsunuz hayatı. Seni hiç bırakmam diyen insanların bile sizi bırakabileceğini görmek ayrılıkların sevdaya ne kadar dahil olduğunu gösteriyor bize. Ve çok sonra anlıyorsunuz ki ağaçlar, böcekler, üstünde yaşadığımız toprak, mavi gökyüzü, sevimli hayvanlar, bitmeyeceğini düşündüğümüz aşklar bir ayrılıkla son bulacak biliyoruz. Bir tek kalben bir olanlar ayrılamaz bunu  biliyoruz, çünkü sadece kalbiyle seven insanlar ayrılıkların bir kavuşma olduğunu bilirler ve bundan dolayı hüzünlenmezler. 

Onlar bilirler ''çünkü ayrılık da sevdâya dahil,çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili''