2 Kasım 2014 Pazar

Bitmeyen Ayrılıklar

Evet, hepimiz hayatımızda güzel şeyler olsun istiyoruz. Ama gelin görün ki gerçekler acı veriyor. Çoğu zaman durup durup düşünüyorum. Herhalde herkeste bu sıkıntı var ve pek tabi bilirsiniz ki sıkıntı olan şey aşk ilişkileri... Gördüğüm bütün insanlarda bu dert var sanırım. Daha üniversiteye yeni başlayan her insan, hemen bir sevgili yapma peşinde ve nedense her nasıl oluyorsa herkes kusursuz bir aşkın peşinde. Daha başlangıçtan yanlış olan bir duygunun körlüğünde sanki sadece boş kalmamak için insanların bir arayış peşinde olduğunu görüyorum. Aslında görülen ve gerçekte istenilen arasında büyük bir fark var. Kendimce düşünüyorum, bir insan birini mutlu olmak için severken neden hep mutsuzdur. Bunu anlamak zor değil ama anlamamak isteyen o kadar insanımız var ki. Çoğu arkadaşım güzel şeyler yaşamak hatta ömür boyunca seveceği birini buluyor hatta onunla ömür boyu mutlu olacağını düşünüyor. Ama her nasıl oluyorsa bir gün mutlu, on gün küs bir şekilde mutlu olmaya çalışıyorlar. Sonra dönüp dönüp kendi kendilerine nerede hata yaptım diye soru sormaya başlıyorlar.
Anlamıyorum, belki de anlamak istemiyorum ama insan hep kendine daha çok acı verenin peşinden gitmeyi neden tercih eder merak ediyorum. Yaralanmak ve yaralı halde de olsa yaralayanı düşünmekten vazgeçmemek nasıl bir duygu, bir anlam verebiliyor musunuz?

Bir anlam bulacağınızı zannetmiyorum, çünkü hepimiz aslında böyleyiz ne kadar acı çeksek de aynı acının iplerinde sallanmaya devam ediyoruz. ''Acı aşkı olgunlaştırır.'' diye bir şey duymuştum. Bunun ne kadar doğru olduğunu düşündüm kendimce sonra bir kaç kez tanık olduğum arkadaşlarımın sevda ilişkilerinde acının aşkı olgunlaştırdığını değil tam tersine ayrılığa sürüklediğini gördüm. Ha bide Atilla İlhan'ın bir şiiri vardı. ''Ayrılıklar sevdaya dahil'' diye.

 Hani diyor ya Atilla İlhan;

sanmıştık ki ikimiz  
yeryüzünde ancak 
birbirimiz için varız 
ikimiz sanmıştık ki 
tek kişilik bir yalnızlığa bile 
rahatça sığarız.
hiç yanılmamışız 
her an düşüp düşüp 
kristal bir bardak gibi 
tuz parça kırılsak da 
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı 
hâlâ kıpkızıl gülümseyen 
-sanki ateşten bir tebessüm- 
zehir zemberek aşkımız


Gerçekten güzel bir tespit evet ayrılıklar sevdaya dahil ve bence acılar aşkı değil, ayrılıklar insanı olgunlaştırıyor. Daha iyi anlamaya başlıyorsunuz hayatı. Seni hiç bırakmam diyen insanların bile sizi bırakabileceğini görmek ayrılıkların sevdaya ne kadar dahil olduğunu gösteriyor bize. Ve çok sonra anlıyorsunuz ki ağaçlar, böcekler, üstünde yaşadığımız toprak, mavi gökyüzü, sevimli hayvanlar, bitmeyeceğini düşündüğümüz aşklar bir ayrılıkla son bulacak biliyoruz. Bir tek kalben bir olanlar ayrılamaz bunu  biliyoruz, çünkü sadece kalbiyle seven insanlar ayrılıkların bir kavuşma olduğunu bilirler ve bundan dolayı hüzünlenmezler. 

Onlar bilirler ''çünkü ayrılık da sevdâya dahil,çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili''

4 yorum:

  1. Üniversiteye yeni başlayanların sevgili peşinde koşması insanların birazda sevme konusunda aciz kaldıklarını ifade etmez mi? Neden koşarlar ki? Bırak zamanı gelince gelsin. Aman arama - tarama işlemine girme.
    Bu yazıya cevaben çok şey yazılır ama benden bu kadar.

    YanıtlaSil
  2. Valla ben öyle bir işin içine girmeyi hiç düşünmedim. :) yanlış anlaşılmasın ben eleştirdim ayrıca burda :)

    YanıtlaSil
  3. Bazıları aşkı arar, bazılarıysa en inanmadığı, en beklemediği dönemde yakalanır yağmuruna. Aşk insaflı bir duygu değildir, hep mükemmeli istetir insana. Çünkü aşkın saflığı ve mükemmelliği kirli bir dünyanın zayıflığına katlanamaz, hep daha sonsuz bir şey arar, hep daha çok iz bırakanı. Ve tüm aşkların ortak kaderidir ayrılık, aşk kimseyi kendinden daha çok sevdirmez çünkü..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşk mükemmeli aramaz. Aşk kalpteki o ufak pırıltıyı arar ve onu bulunca başka bir şey istemez. Ve aşkların ortak kaderi değildir ayrılık, ayrılık aşkın derdini çekmek istemeyenlerin bir kaçış yoludur. Zaten onlar aşkın derdinden değil aslında, kendinden kaçtıkları için ayrılığa düşerler. Yoksa şair der ki;
      Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tâbip
      Kılma dermân kim helâkim zehr-i dermanımdadır.
      Yani: "Ey tabib! Aşk derdiyle başım hoş benim; yaramdan el çek sen. Bana derman hazırlama ki senin merhemlerin benim ölümüm sayılır." Çünkü aşk yarası iyileşirse sevgiliden uzaklaşacağını ve onu sonsuza dek kaybedeceğini düşünür. Aşk, acılar içinde lezzet, elemler içinde mutluluk olunca gerçekliğe erişir. Bunun gerçekliğinden kaçanlar da ayrılığa düşerler. Ayrılıktan kastettiğim buydu...

      Sil