29 Eylül 2016 Perşembe

Azimle Yeniden Merhaba !

Zaman hızla geçip gidiyor. Farkında olmadan bir çok şey kazanıyoruz, aynı zamanda da bir çok şeyi kaybediyoruz. Öyle görünüyor ki kaybettiklerimiz kazandıklarımızdan hep daha çok oluyor. Sürekli değişen ve hızla geçen bu zamanda neler yapıyoruz daha doğrusu neler yapmıyoruz ve neler kaybediyoruz bunu hesapladınız mı hiç? 
Hızla değişen ve dönüşen bir dünyada sizce köşemize çekilip beklemeli miyiz yoksa bu değişim ve dönüşüm içinde doğru olan bir şekilde yerimizi mi almalıyız? Bu sorulara verilecek oldukça farklı cevaplar olacaktır elbette. Kendi fikri mi soracak olursanız artık bekleme zamanı değil, harekete geçme ve elinden geldiğince yapabildiğin her neyse onu en iyi şekilde yapıp, hızla ilerleyen bu zamanı yakalamak zorundayız. Kaybettiklerimizin kıymetini bilerek, kazanmamız gereken şeyleri kazanmak mecburiyetindeyiz. Bu yolda hırslı olmak yerine azimli olmalı ve gayret etmeyi bilmeliyiz. 
Ne diyor Akif o meşhur şiirinde;
Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak,
Alçak bir ölüm varsa, eminim, budur ancak.
Düştüğümüz yerden kolayca kalkmayı bilmeliyiz, Kaybettiklerimizden sonra umutsuzluğa düşüp hep kaybedeceğimizi düşünmemeliyiz ve en nihayetinde geleceğin hep karanlık ve başarısızlık getireceğini düşünerek gayret etmeyi bırakmamalıyız. Çaba sarf etmeli ve emek harcamalıyız.
Bir dün tek başımıza kalacağımızı bilsek de ve bir gün herkesi ve her şeyi kaybedeceğinizi bilseniz de doğru olan yolda ilerlemekte tereddüt etmeyeceksiniz. 
Kararsızlıkları karara bağlamanın, olumsuzlukları olumlu yöne çevirmenin, başarısızlıkları bırakıp başarıya koşmanın, inançsızlığı bırakıp inanca sarılmanın ve ümitsizliği bırakıp ümide sarılmanın vakti gelmedi mi?
Ey dipdiri meyyit ''iki el bir baş içindir''
Davransana... Eller de senin, başta senindir!